|
|

En eski ve halen kullanılmakta olan ticari
biyometrik uygulamalarından biri 1972’de Georgia
Üniversitesi’nde yemek planında öğrencilerin kimliğini tespit
etmek için el geometrisi kullanılarak başlatılmıştır.
Ancak, CardTech/SecurTech Kurucusu ve Başkanı Ben
Miller’a göre ‘Ticari büyüme önemli ölçüde son beş yılda
gerçekleştirilmiştir.’ Miller, özellikle son 20-25 yıldır
şirketlerin bu teknoloji üzerine çalıştığını ve kapasitelerini
arttırdıklarını söylüyor. Bilgisayar çipinin küçültülmesi gibi
diğer bazı endüstrilerde yaşanan gelişmelerle birlikte,
biyometrik sistemlerde de işleme hızı artmıştır. Günümüzde
teknoloji giderek daha kapsamlı ve kullanıcı dostu bir hale
geldikçe biyometrik teknolojisi geleneksel askeri alanın dışında
da dalgalanmaya başlamıştır.
Basitçe belirtmek gerekirse
biyometrik teknoloji, biyoloji yardımıyla bir insanın kimliğini
tespit etme yeteneğidir. Biyometriğin birçok türü vardır, ancak
bunlardan en yaygın olanları parmak izi, ses, yüz, retina ve
iris taramasıdır. Örneğin başparmak izini taramak ve sonra da bu
izi kesin eşini bulmak için depolanmış parmak izleri veri
bankasıyla karşılaştırmak için bilgisayar donanım ve yazılım
programları geliştirilmiştir. Yada algoritmalar kullanılarak bir
ses, ses örnekleri bankası ile karşılaştırılabilir. Yüz tanıma
ise gözler arasındaki mesafe gibi belli karakteristik
özelliklerin ölçümüdür. Retina taramada bir insanın gözündeki
damarların şeklini inceleyen bilgisayar kamerası bulunmaktadır.

Son olarak iris taramada
kişinin gözbebeğinin çevresindeki renk örgüsüne odaklanılarak
retina taramasından bir adım öteye gidilmiştir.
Peki ama parola gibi
geleneksel metotlar varken neden bu ileri teknoloji tercih
ediliyor? Bunun sebebi çok açık: doğruluğundan dolayı. Parolalar
sadece bilen kişilerin sayısı kısıtlı olduğu sürece iyidir. Bir
başka deyişle, parolanızı bir iş arkadaşınıza verirseniz,
herhangi bir zarar gelmese bile güvenlik sisteminin gücü
zayıflar. Halbuki biyometrikte sistemin temeli, eşinin bulunması
hemen olanaksız olan fiziksel veya biyolojik bir faktördür.
Örneğin, retina taraması 1985’ten bu yana kullanılmaktadır ve
neredeyse yüzde 0 hata kabul oranına sahiptir. İki irisin aynı
örüntüye sahip olma olasılığı 1078’de bir olduğu için iris
taramasının doğruluğu daha da yüksektir. Ve bu örüntü tıpkı
parmak izleri gibi yaşam boyu değişikliye uğramaz.
ABD’de Göçmenlik ve
Yurttaşlığa Kabul Hizmetleri, bankalar ve sağlık kuruluşları
gibi biyometriği kullanmaya başlamış birçok endüstri vardır.
Örneğin Göçmenlik ve Yurttaşlığa Kabul Hizmetleri sınır dışı
ettiği yasadışı yabancıların parmak izlerini saklamakta, böylece
bir kişinin yasal durumu daha etkili ve doğru bir şekilde
kontrol edilebilmektedir.
Hastalarına mümkün olan en
yüksek düzeyde gizlilik sağlamaya çalışan sağlık kuruluşları da
biyometriğe başvurmuştur. Hasta kayıtlarına erişebilen kişilerin
sayısını kısıtlamak isteyen hastaneler oturum açma anahtarı
olarak parola girişi yerine biyometriği kullanmaktadır. Bir
başka popüler biyometrik uygulaması zaman ve devamlılık üzerine
odaklanmıştır.
Önceleri çalışanların işe
girip çıkma süreleri manyetik şeritli kimlik kartının okutulması
şeklinde gelişmiştir. Ancak Miller’a göre ‘Bu yöntem kişinin ne
kadar çalıştığını kesin olarak hesaplamaz. Sadece kart okutma
zamanları arasındaki süreyi ölçer. Bugün bir parmak izi
uygulamasıyla, çalışanın işyerinde olduğu süreyi gerçekten
ölçebilirsiniz çünkü onun yerine bir başkası bunu yapamaz.’
Biyometrik endüstrisinin
bakışlarını çevirdiği bir sonraki pazar ise müşteri
işlemleridir. Amerika’da kullanılmaya başlanan bu yöntemde,
biyometrikler kart sahibinin kimliğini doğrulayarak bu işleme
katkıda bulunmaktadır. Müşterinin kimliği: parmak izi, retina
veya iris taraması ile doğrulanana kadar işlemin tamamlanması
onaylanmayacaktır.
Bugün gelinen noktada
biyometrik sistemler, taramalardan oluşan bir veri bankası ve
yeni taramaların karşılaştırılacağı numunelerden faydalanma ve
bunlar arasındaki eşleştirme sistemlerini aramaya başlamıştır.
Miller; bu sistemlerle elde
edilen bilgilerin büyük bir veri bankasında değil de kart
üzerinde saklanmaya başlayacağını düşünüyor ve daha küçük,
kurumsal uygulamalarda bilgilerin akıllı kartlarda
depolanacağını belirtiyor.
Endüstri gözlemcileri
biyometrik alanının önümüzdeki yıllarda büyüme trendini devam
ettireceğini, veriler önemli birer meta haline geldiği için
biyometrik kullanımının faydalarının da büyük olacağına dikkat
çekiyor.

Parmak İzi ile Kimlik Tespit Sistemleri
Parmak izi tanıma sistemleri günümüzde en yaygın kullanılan
biyometrik tanıma sistemidir. Parmak izi taranırken iki tipte
tarayıcı kullanılır. İlki normal optik tarayıcılardır. Bu
tarayıcılar parmakta bulunan çukurlar ve çıkıntıları görüntüler.
Diğer tip tarayıcılar ise yalnızca parmaktaki izleri taramakla
kalmaz aynı zamanda parmaktaki statik etkileri ölçerek taranan
parmağın canlı bir parmak olup olmadığını tarar. Tarama
işleminde kişi parmağını plastik yüzeye koyduğunda, ışık duyarlı
CCD (charged-coupled device) çip parmak üzerindeki girinti ve
çıkıntıları kaydeder.
Bir parmak izindeki tüm izler dikkate alınmaz. Bunun yerine
izdeki bazı özel noktalar; bunlar, girinti ve çıkıntı arası
uzaklıklar, bazı kesişim bölgeleri vb. işlenir ve daha sonra
bazı matematik algoritmaları kullanılarak şifrelenir ve
veritabanına kaydedilir. Parmak izi tanıma sistemleri kullanım
kolaylığı, düşük fiyatı ve küçük ebatları nedeniyle ev, ofis
gibi yerlerde daha çok tercih edilirler. Ancak tarama sırasında
optik tarayıcıyla fiziksel temasın olması, parmağın kirli, yağlı
veya ıslak olması gibi görüntü kalitesini düşürebilecek
etkenlerin bulunması, çabuk kopyalanabilir olması ve aşırı
sürtünmeden izlerin bozulması gibi faktörler parmak izi tanıma
sistemlerini diğerlerinden daha az güvenli yapmaktadır.

Göz Retinası ile Kimlik Tespit
Sistemleri
Retina göz yuvarlağının iç kısmında arka tarafta yer alan ince
sinirlerin ve damarların bulunduğu ağ tabakadır. Bu tabakada yer
alan ışığa duyarlı sinirler ışığı optik sinirler vasıtasıyla
beyne iletir. Retina tarayıcı cihazlar gözbebeği içerisinden
tarama yaparlar. Ferdî tanıma sistemlerinde kullanılan retina
tarama sistemi, bir lazerin gözün arkasına ışıtılması ve
böylelikle retinanın damar desenlerinin ölçülmesi esasına göre
çalışır. Bir optik algılayıcı retinanın yapısını düşük
yoğunluklu ışınlar kullanarak tarar. Bu işlem sırasında
kullanıcı yaklaşık 1cm’lik bir delikten kımıldamadan bakar.
Tarayıcı cihaz tarama
sırasında yaklaşık altı tur döner ve her turda yaklaşık 700
kadar noktayı kaydeder. Daha sonra bu bilgiler
dijitalleştirilerek kaydedilir. Retina oldukça güvenilir bir
biyometridir. Tarama sırasında gözün tarayıcıya fiziksel teması,
gözde oluşabilecek ve retina yapısına zarar verebilecek
travmaların olması, tarama işleminin oldukça zahmetli olmasıdır.

Yüz
Taraması ile Kimlik Tespiti
Yüz tanıma sistemleri bir vesikalık fotoğraf incelemek yerine
yüzde bulunan yaklaşık 50 kadar noktayı analiz eder. Yüz
karakteristiği tanımlanırken göz çukurlarının saptanması,
elmacık kemiğini çevreleyen bölgelerin taranması, ağız
kenarlarının belirlenmesi, kulak memesinin analizi gibi çeşitli
metotlar kullanılır. Birçok yüz tanıma sisteminde saç stili,
saçın uzunluğu veya kısalığı gibi belirleyicilere dikkat
edilmez.
Diğer biyometrik sistemler
de olduğu gibi yüz tanıma sistemi'nde de işlem 4 aşamada
gerçekleşir. Bunlar, örnek imaj oluşturma, karakteristiklerin
saptanması, dijital ortama aktarım ve karşılaştırmadır. Örnek
imaj oluşturulurken kişi kamera karşısında sabit durur ve
çeşitli açılardan yüzün görüntüleri alınır. Bu birkaç görüntü
işlenerek daha önce alınmış olan görüntü bilgisiyle
karşılaştırılır. Dijitalleştirilen bilgi ortalama 150-300 kb
arasındadır. Yüz tanıma sistemleri fiziksel bir temas
gerektirmediğinden daha çok tercih edilirler. Ancak yüz
tanımlama sistemleri uygulamalarda sınırlı başarı
sağlamışlardır. Çünkü bıyık gelişimi, kilo alma-verme, ikizinin
olması gibi bazı tanıma problemleri yüz tanıma sistemlerinde çok
sık karşılaşılan durumlardır. Parmak izinde olduğu gibi, yüz
çeşitleri belli başlı gruplandırmaya gidemeyecek kadar fazladır.
Parmak izi insanın o anki duygusal ve fiziksel durumuna göre
değişiklik göstermez, ancak yüz insanın iç dünyasının bir çeşit
aynasıdır beynimiz tüm bu ayrıntıları çözece mükemmel bir
donanıma sahip olup yüz hangi şekle girerse girsin, sahibini bir
şekilde kuvvetli olarak tahmin eder. Bu yüzden parmak izine
nazaran yüz tanıma, çok daha fazla işlemci gücü ve zaman isteyen
bir süreçtir, bu yüzden kullanım alanları oldukça kısıtlıdır.

El Geometrisi ile Kimlik Tespiti(Damar
Tanıma)
El geometrisi aynı zamanda el taraması(Damar Tanıma) olarak da
bilinir. Bu sistemde el üç boyutlu olarak taranarak elin ve
parmakların fiziksel karakteristikleri analiz edilir. Tarama
sırasında parmakların uzunluğu, birleşme noktaları arasındaki
uzaklıklar, parmaklardaki oynak yerlerinin geometrisi gibi
noktalara dikkat edilir.
Bazı sistemlerde yalnızca üç parmak (baş, orta ve işaret
parmağı) taranır. Doksandan fazla ölçüm yapılır. El geometrisi
ile çalışan biyometrik sistemler parmak izi, yüz ve iris tanıma
sistemleri kadar hassas ve güvenilir değildir. Veritabanında
tutulan bilgiler, diğer biyometrik sistemlere oranla daha az yer
kapladığından kullanıcı sayısının fazla olduğu sistemlerde daha
çok tercih edilmektedir.
El izi tanıma sisteminin bazı problemleri vardır. Elle temas
gerektirdiği için bazı hastalıkların (SARS) kişiden kişiye
bulaşmasına neden olabilir. Sol ellerini kullanan kişiler
okuyucuya sağ ellerini uzatırken zorluk yaşarlar. El tanıma
sistemini kullanmak oldukça bilgi gerektirir. Kişileri sistem
kullanımına hazırlamak yaklaşık 15 saniye almaktadır. Diğer
sistemlerde örneğin yüz taramasında 1sn retina ve iris 4-5 sn
arasında yenileme (refresh) süresi almaktadır. Kullanıcıların
yaklaşık %5’i ya ellerini okuyucuya tam ve doğru olarak
yerleştirmedikleri ya da elleri okuyucunun alanından daha küçük
veya büyük olduğu için el okuyucusu tarafından
reddedilebilmektedir.

Ses
Taraması ile Kimlik Tespiti
Ses tanıma biyometrik sistemlerde oldukça sık kullanılan bir
tanıma şeklidir. Diğer biyometrik sistemlere göre daha kolay
uygulanır. Sistem kişilerin seslerine ait akustik seslerin
kaydedilip dijital ortama dönüştürür. Kullanıcı önce sistemin
önceden belirlediği birkaç sözcükten oluşan metni okuyarak
sesini sisteme tanıtır. Kaydedilen ses spektral analizler
kullanılarak dijitalleştirilir. Kullanıcı daha sonra aynı metni
kullanarak sisteme girer. Ses tanıma sistemleri telefon
üzerinden bir sisteme ulaşım için daha uygun bir yapıdadır.
Ancak kaydedilen ses bilgisinin çok fazla yer kaplaması, sesin
hastalık veya psikolojik durumlardan dolayı değişmesi, arka
plandaki gürültüler ve hem kayıt sırasında hem de sisteme giriş
sırasında okunan metinde yanlış sözcük kullanılması gibi
dezavantajlar ses tanıma sistemlerini daha kullanışsız ve
güvensiz hale getirir.
Biyometrik Sistemler, Yüz
tanıma ,İris tanıma,Retina tarama . Biyometrik güvenlik
|